Webmaster Ticaret Forumu Webmaster Genel Konular Web Sitesi Tanıtımı I CAN’T BREATHE IN THE LAND OF FREEDOM
I CAN’T BREATHE IN THE LAND OF FREEDOM
serkandagli19_05
I CAN’T BREATHE IN THE LAND OF FREEDOM
0
40
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar:1 Ziyaretçi
Şuan Offine!
Şuan Offine!
serkandagli19_05 Meraklı Üye
**
    Geribildirim Puanı: (0)
  • Konular8
  • Mesajlar8
  • Rep puanı 0

  • Puan: 0 FC
I CAN’T BREATHE IN THE LAND OF FREEDOM

Alıntı:Öncelikle sözlerime Ernesto Che Guevara’nın bir sözüyle yazıma başlamak istiyorum. ‘’En önemlisi, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kabiliyetinizi koruyabilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir. ‘’ 
25 Mayıs günü insanlık adına yaşanan utanç özgürlükler diyarı ABD’nin Minnesota eyaletinde yaşanıyor olacaktı. Bu utanç sadece ABD ’ine özgü bir durum değildi. Elbette, dünyanın birçok ülkesinde insanlık suçu işlendiği gibi insan haklarının şiddetli savunucusu olan en demokratik Avrupa ülkelerinde bile yaşandığı bilinen bir gerçek olduğu görülüyor. Aslında sorulması gereken soru şu olmalıdır. En demokratik Avrupa ülkeleri dünyada yaşayan yaklaşık 7 milyar insana yüzde kaç oranında değer veriliyor ya da gerçek anlamda yüzde kaç oranında adalete, özgürlüğe ve insan haklarının koruyucusu oluyorlar. Gerçek şu ki, yeryüzünde yaşayan insanlık gerçek anlamda asla özgür olmadı. Aynı zamanda bir sistemin içinde yaşamak zorunda bırakılan yaklaşık 7 milyar insana tanınan adalet, özgürlük ve insan hakları sistemin sınırlarının çizildiği ölçülerde belirlendiği görülüyor. Belirlenen bu ölçüler bazı ülkelerde oldukça genişken, bazı ülkelerde oldukça dardır. Bazı ülkelerde ise belirlenen ölçülerde adalet, özgürlük ya da insan hakları diye bir olgu söz konusu değildir. 

Amerikan Şehirlerindeki Caddelere Yansıtılan Özgürlük Bir İllüzyondan İbaret Mi?
    Amerikan rüyası ya da özgürlükler ülkesi Amerika gibi sihirli sıfatlarla anılan bir ülke olan ABD, tıpkı kadim zamanlarda İstanbul şehrinin anıldığı gibi aynı zamana Türkiye’de herkes tarafından bilinen popüler bir cümle olan İstanbul’un taşı ve toprağı altın gibi efsanevi sözlerinin bir illüzyondan ibaret olduğu gerçeğini İstanbul halkının anlaması çok zor olmasa gerek. Ancak biliyorum ki, hepimiz Alaaddin’in sihirli lambasının içine mahkûm edilmiş durumdayız. Zengin ya da fakir olmak bu durumu değiştirmiyor ya da çok fazla dolara sahip olmak sadece hayatımızı kolaylaştırdığı söylenebilir. Ancak hepimiz bu kokuşmuş sistemin izin verdiği ölçülerde özgür olduğumuz gerçeğini asla değiştirmiyor. ABD, yani özgürlükler ülkesinde yaşayan Amerikan halkının çoğunluğu bu sıfatın bir illüzyondan ibaret olduğu gerçeğini geride kalan ailelerin gözyaşları ile birlikte yaşayarak öğrendiği gibi, 
    Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 virüsü insan hayatı için bir tehdit olmasının dışında ekonomik anlamda insanlar bir bilinmezin içinde ruhsal bir çöküntü içine girilirdi. Ne kadar sosyal yardımlar olsa da kapitalizmin merkezi olan bir ülkede hayatta kalmanın tek yolu her gün çalışmak zorunda olunan bir düzende tüm ülkelerde olduğu gibi insanların bunalıma girilmesi kaçılmaz bir durum olduğu ortaya çıkıyor. Ancak özgürlükler diyarı ABD’de George Floyd’un sisteme karşı işlediği suçun bedeli ağrı oluyordu. Bir ihbar üzerine, Floyd'un sahte 20 dolarla bir marketten alışveriş yapmaya çalıştığı iddiası ya da gerekçesi nedeniyle polisler tarafından gözaltına alınır. George Floyd’u polis aracının yanına getirildikten sonra savunmasız bir şekilde yere yatırarak polis memurlarından biri diziyle Floyd’un boynuna 8 dakika 46 saniye boyunca bastırarak Amerika’nın özgür caddelerinde bir insan infaz ediliyor olacaktı. Ancak insanın kanını bile dondurabilecek olan bu görüntü karşısında diğer polisler işlenen cinayet esnasında sanki sinema salonunda Hollywood filmlerinden bir film izler gibi bir halleri vardı. George Floyd’un son sözleri ise nefes alamıyorum, nefes alamıyorum ve nefes alamıyorum oluyordu. Ancak işlenen bu cinayet ilk değildi. Tıpkı 17 Temmuz 2014’de olduğu gibi, New York polisleri Eric Garner’ın sisteme karşı işlediği ağır suç gerekçesi ya da iddiası nedeniyle polisler tarafından gözaltına alınırken New York’un özgür caddelerinde bir insanın nasıl infaz edildiğini tüm dünya izlemişti. Garner sisteme karşı gelerek vergi damgası olmayan sigara paketlerini satma girişiminde olduğu şüphesinden dolayı New York polisleri tarafından sokak ortasında cezalandırılıyordu. Elbette sistemin gardiyanlarına göre, bunun ağır bir suç unsuru taşıyor olmasının dışında yaşanan bu üzücü olaylar düşünüldüğünde ise, tıpkı Hollywood yapımı bir film olan ve aynı zamanda çizgi romandan uyarlanmış Yargıç filmini anımsatır gibi olduğu görülüyor. Amerka'da bir paket sigara kaç dolar eder bilmiyorum. Ancak American polislerinin insan hayatını bir paket sigara kadar değeri olmadığını gösteren güvenlik kameraları sayesinde ve aynı zamanda gelişen teknoloji ile birlikte tüm dünya öğreniyor olacaktı. Ancak yüzüstü yatırılan Garner’ın 11 kez nefes alamıyorum sözlerine karşıt New York polislerinin şefkatli ellerinde Garner'ın son sözleri olması yaşanan bu acı gerçeği değiştirmiyor. Amerikan polislerinin sınır tanımayan acımasızlığını gösteren diğer üzücü vaka ise ABD’nin Clevaland kentinde yaşanıyordu. Bir ihbar üzerine olay yerine gelen polisler, 12 yaşındaki bir çocuk parkta kendi başına oyuncak bir silahla oyun oynarken polis aracındaki bir polis tarafından sorgusuz ve sualsiz bir şekilde vurularak öldürülüyor olacaktı.
    Amerikan polislerinin bu acımasızlığı dünya kamuoyuna yansıyan sadece birkaç örneğinden biri olmasının dışında polisler tarafından işlenen bu cinayetlerin ortak noktası öldürülen insanların Afrika kökenli insanların olduğu görülüyor. Bu insanların tek suçlarının ten renklerinden dolayı olduğu bilinen bir gerçektir. Amerika’da beyaz Amerikalı vatandaşlar ve Afro-Amerikalılar veya Afrikalı Amerikalılar diye bir ayrım söz konusu olduğu söyleniyor. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, ancak Türkiye’de bu durumun biraz farklı olduğu görülüyor. Çünkü AK Parti Genel Başkanı Erdoğan Taksim Gezi Parkı eylemlerinde ülkeyi ikiye bölmüştü. Yani Erdoğan’a biat eden Türk vatandaşları ve biat etmeyen Türk vatandaşları diye insanlar ötekileştirilmişti. Ancak Amerika’da dile getirilen AfroAmerikalılar tabirini ben kullanmayacağım. Çünkü benim anlayışıma göre iyi insanlar ve kötü insanlar dışında bir ayrım söz konusu değildir. Aynı zamanda herkesin aksine Amerikan polisleri için söylenen ırkçılık ifadesi benim bakış açıma göre yaşanan bu üzücü olayların karşılığındaki kavram faşizmden başka bir şey değildir.25 Mayıs 2020 tarihinde ABD’de faşist polisler tarafından acımasızca George Floyd’un öldürülmesinden sonra sistem bu polis memurlarını ödüllendirir gibi sadece meslekten ihraç ediliyordu. Başta Floyd’u öldüren polis memuru Derek Michael Chauvin, ve bu cinayette göz yuman diğer polis memurları Tou Thaou, Thomas K. Lane ve Alexander Kueng sistem tarafından ödüllendirilmişti. Örtbas edilmeye çalışılan bu cinayet, güvenlik kameraların çektiği görüntüler tartışılmayacak kadar açık ve netti. Bunun üzerine başta Mineapolis, New York, Boston, Philadelphia, Portland, Denver, Seattle, Los Angeles, San Dieogo ve Chicago gibi şehirlerde kitlesel olarak eylemlere dönüşüyordu. Amerikan halkının öfkesi ve isteği sadece adalet ve özgürlükten başka bir şey değildi.


Ek Dosyalar Ekran Görüntüleri
   
Mesaj Değerlendirme
Cevapla


Hızlı Menü: